<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-4061601608995382860</id><updated>2011-07-30T09:54:53.891-07:00</updated><category term='ata'/><category term='itiraf'/><category term='atasözleri'/><title type='text'>Karala(n)dıklarım</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://enigmasal.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4061601608995382860/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://enigmasal.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>enigmasal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15316678453925783858</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXoPasFalY0/Sm92BhslvMI/AAAAAAAAAKc/Bt-RYRfiqp0/S220/DSC_0057.JPG'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>5</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4061601608995382860.post-7769239587322456330</id><published>2010-10-21T22:23:00.000-07:00</published><updated>2010-10-21T23:19:55.227-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ata'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='atasözleri'/><title type='text'>Atalarımız yellenirken</title><content type='html'>denize düşen yılana sarılır değil mi?&lt;br /&gt;atalarımız koyun postlarına oturup yellenirken, güzel sözler etmişler..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bizlere bir söz dahi ekleme fırsatı vermemişler.ağzımı açıp kudretli bir söz söyleyecek olsam,daha önce söylenmiş mi diye aklımda geçiririm.diğer nesilleri de düşününce onlara başka bir atasözü aktarmak istemiyorum bir taraftan.&lt;br /&gt;işte ne oluyorsa o ara oluyor.sözler iştahla söylenmedikçe unutulur.iştah bırakmadılar bende atalarımız..&lt;br /&gt;kendimiz olamıyoruz.olası bir durumu atalarımızın sözleri ile açıklamaya çalışıyoruz.heraklitos da bir ata. her şey, zamana,mekana göre değişir de değişir der.ama biz yine de gider asırlar öncesisöylenen bir sözü şimdiki duruma uydurup kesin kanaatler veriyoruz.&lt;br /&gt;şimdi bir takım tarih fanatikleri bıdıbı yapabilir.konumuz tarih değil.o ders yan sınıfta veriliyor şu an yeessör !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iki cümleden biri atalarımız söyle demiş,ordan böyle demiş.atayı bir kenara bıraksak hani günümüze gelsek yada sen güzel bir söz bırakmak istersin belki şu içinde bulunduğun yüzyılın şu saatine.ama söz kaydetmeyeceğim o sözü tarihe.iyilik yapacağım diğer nesillere.insanlar okuyarak açılırlar evrene.evrene açılırken başkası olarak açılmanın bir faydası yok.kendin açılacaksın denizlere,atılacaksın okyanuslara.kendi sularında boğulacaksın icabında. cümlelerinle,sözlerinle nehir olacaksın başkasının dağarcığına.düşüncenden dem vurarak bahsetsinler senden.seni ezberlemesinler.özümsesinler.ezberle gelen ezberle kalır.&lt;br /&gt;en güzel örneği ne yazık ki atatürk'ün gençliğe hitabesidir,istiklal marşıdır.bize ezberlettirdiler sadece.bazen bir dersten geçmek bazen öğretmenimizin gözüne girmek için..bir gün bile düşünerek okumadık bu sözleri.ancak ezberledik,müziği çaldı söyledik marşları.çünkü bir şeyler yanlıştı.yanlış olanı bulmaktan daha pratik bir analizle durumu anlayabiliriz sanırım .gençliğe hitabenin tüm öğütlerinin tersini yapıyoruz gençlik olarak.verilen uyarıların belirtilerinin hepsi, hasta ülkemde mavcut.istiklal marşı adeta şu an ülkemde var olan duruma karşı başvurulacak bir yol haritası gibi..ama ne yazık ki derin bir uykudayız artık.ayıları bile geçtik.inimiz bile yok.öylece uyuyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ata sözlerimiz güzeldir lakin ben onların sadece ruhuna katılırım.birebir tekrar etmek değildir güzellik.klişelerin en büyüğü atasözleridir.ve atasözlerimizden çok bize kendi düşüncelerimiz sözlerimiz lazımdı.bize hep ata sözleri ile gelecekler.hükmedecekler sonra size.klişelerle,süregelenlerle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;denize düştük hep ve yılanlara sarıldık.şöyle asilce ölmedik hiç.yılana sarıldık ey halkım! dürüst bil bizi.sözlerimizi söyleyin.doğru söyledik..ezberleyin onları ama düşünmeyin neye sarılarak söylediğimizi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;atalarımız söylemişler kendilerine söylemişler.zaman değişti.algı fizik kimya bir hal oldu değişti.edebiyat eskisi kadar güzel kokmuyor ama o da değişti.ama değişmeyen bir şey vardır.yaratıcılık,farklılık..işte bu ölmeyen şeyler başkalarını taklit ederek yaşamadılar hiç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;atalarımız koyun postlarına oturup yellenirken, güzel sözler etmişler..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4061601608995382860-7769239587322456330?l=enigmasal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://enigmasal.blogspot.com/feeds/7769239587322456330/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://enigmasal.blogspot.com/2010/10/atalarmz-yellenirken.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4061601608995382860/posts/default/7769239587322456330'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4061601608995382860/posts/default/7769239587322456330'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://enigmasal.blogspot.com/2010/10/atalarmz-yellenirken.html' title='Atalarımız yellenirken'/><author><name>enigmasal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15316678453925783858</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXoPasFalY0/Sm92BhslvMI/AAAAAAAAAKc/Bt-RYRfiqp0/S220/DSC_0057.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4061601608995382860.post-6413189355355738810</id><published>2010-10-20T12:05:00.000-07:00</published><updated>2010-10-20T12:06:32.108-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='itiraf'/><title type='text'>Derin itiraf</title><content type='html'>Eşsiz bir şey varsa bu hayatta oda aşktır. acısı ile beraber bunu bilirim. o yüzden aşık olmaktan korkarım.yerden keser adamı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birine Aşık olduğum yok. ister inan ister inanma.beni ırgalamaz. aşık oldum sana dediklerimden özür diliyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çevremde aşk filmini oynayanlara yönetmenliğin ne olduğunu göstermek istiyorum . asıl suretlerini taşıdıkları rollerini vereceğim onlara.oynasınlar kendi aralarında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşka inanmıyorum diyen insan. yalansın. töbe yemin, billah öyle. hormonların gizli çekimi varmış.yer çekimi de buna eklenince duramıyormuş insan. yiyiyorlarmış bir birini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk gerçek olsaydı kesinlikle gözle başlardı, dille filizlenir, tenle birbirine mühürlenirdi. parfüm de ayreten önemli. very miktarda hem de. aşk parfümdür. koku önemlidir benim için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşka dair en güzel film ikibinkırkaltı dır. oynamak istediğim ve çekmek istediğim tek sinema filmdir hayatta.ilim Çin de olsa gider alırım. Diğer filmlerini de izleyin wong kar wai nin. hepsi bir bütün. aşkın parçacıkları. tabi film gibi, mümkünse aşk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşka tokat atan en güzel film Dekalog serisinde aşka dair bölümdür. aşktan öyle intikam alınır. ve bir gün aşka kinim olursa o filmde oynamak istiyorum mümkünse adamım.seviyorum , Kiezlovksi sinemasını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülke aşkına dair V For Vendetta da oynamak istiyorum. evet o kadını da istiyorum. hı hı adı Natalia olan. Leon da da oynar çocukken o hanımefendi. o kadın beni ayrı büyüler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşkın bana kutsal olduğunu, karşısında titreyen ayaklarım ile kanıtlıyorum. red edilmişlik ayaklara anafor,benizde nebula nın oluşumunu tetiklediğini biliyorum. çok sismiğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınıfın en güzel kızına aşık olmuşum. bi fenayım bi fena, ilk okul dörtteyim. benimle çıkma olasılığını dört işlem ile hesaplayamıyordum. bundan mütevvelit matematik dersinde olasılık hesaplarını sevmiyorum. geç müdahale, hiç müdehale gibidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşık oldum tabiî ki lisede de. psikoloji hocam olan kadına hem de. sevmezdi sınıftaki kızları. kocasını kötü yola teşvik eden kadınların küçük halleri idi onlar. kocası aldatıyordu onu. acısını ben cekmiyordum. işime geliyordu içten içten.aşık olma ihtimali vardı belki. olasılığı hesaplayamadım.matematikten kalmıştım. bazen düşünüyorum da matematiğim güzel olsa idi acaba dünyam farklı mı gelişirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dersanelerde de aşık olunur. bir senem o yüzden gitti. matematik için özel ders aldım. ikinci senede terk ettim meleketimi. okumaya gittim. kazanmıştım.matematik sayesinde hem de. aşk ile aram düzeliyor gibiydi sanki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzelim İstanbul kadını hariç, aşkı bulmak bana çok zor. bu şehir kadar orijinal olmalı kadın.&lt;br /&gt;Gülümsemeli o kadın. aniden yanağından öpüp sürpriz yapmalı. Serseri olmalı sokaklarında. köprü olmalı Avrupa ile Asya arasında..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana aşkı en güzel emre aydın anlattı güzel sesi ile. asil duruşu ile. herkesi eleştiren milletim onu da eleştirir biliyorum.adama ne zaman sevgilisini unutacak demişler. sana ne kardeşim. Şarkını dinle sen . o güzelim burnunu oyarken bişe demiyoruz bari sokma sağa sola onu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk gözlerde kayboldu mu artık bedenlerimizle idare etmeye calışırız. sevişirken gözlerimiz kapalı sevişiriz. sanki başka bir evrenin gezegeni gibi. Bedenlerimiz de yetersiz kalırsa vay halimize bizim. aldatılırız vallahi.iflahımız kesilir animallah.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgililerimin biri hariç diğerlerine sarılarak uyumak hiç istemezdim. uykuya daldığını anladıgım vakit hür iradem bedenime yansırdı. sele serpe.çarpı işareti olurdum yatakta. çarmıha gerilerek rahatlayan gizli bir beden dinlencesi gibi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatta her eylemimim bir degeri olmalı. bir şey için yapmalıyım, bir şeyi. bu çıkar meselesi değildir . sanatsal bakmamdan dolayı böyledir. sanat bencilliktir bence. çünkü herkes aynı şeyi farklı yorumlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgilimden; koşarsa soğurum , dövüşürse soğurum , küfrederse soğurum, salya sümük ağlarsa soğurum ..çok soğuk oldu biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyaseti sevmiyorum. insancıl olmayan bir uğraş. İnsanın kendi iradesi ile kendini götünden düzen başka bir düzen yok yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu güne kadar bana sempatik gelen ya da samimi olan hiçbir siyasetçi görmedim. babama da sordum oda görmemiş. ama her dönemde oy vermiş babam.demek ki boş kullanmak olmuyor oyu. mundar olmasın oylar diye.mundar oylarla yönetiliyoruz bence bunca senedir.mundar mundar yaşıyoruz adamım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyaset, bir köpeğin yemini kapması için her türlü pisliğe başvurmasına benzer. olaya öyle bakıyorum. çünkü önder olmak, ilimden geçmiyor. yeteri kadar boş kafalı insanı kafala, bir arada tut yeter. takarsın kravatı işte. medeni, insanı temsil eden bir yaratıkmış gibi davranırsın.insanlar, seni insan sanar. Ta ki insanlıklarından çıkana kadar, insanlığın erdemini unutana kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hükümetleri hep yalan bulurum. Siyasetin tekmil yansıması hükümettir. hüküm etmek kısmını çok iyi yapıyorlar. edemedikleri zaman kolluk kuvvetleri devreye girer. sizi hükmedilmeye hazır bir kıvama getirirler. o da olmazsa yok ederler. sizin verdiğiniz irade ile hem de. işte bu ironiyi sevmiyorum adamım. bir replik şöyle geçer ilgili filmde: sanatçılar gerçekleri söylemek için, siyasetçiler gerçeği saklamak için yalan söylerler. ah ne durgudur degil mi. sanatçılarla bezenmiş bir ülke istiyorum mümkünse. sokaklarında resimler boyalar heykeller eksik olmasın. sineklerin tanrısı kitabını oku adamım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir siyasi oluşuma katılmadım. hiç bir siyasi gelişmeye de katılmadım. siyasi sözlerle hiç anılmadım. siyaset kokan arkadaşlarım olmadı.yer yer aşkı siyasetleştirdiğim oldu sadece. aşk faşizimdi çünkü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatıma dair bir çok itirafım var ama bunlardan en asli sanırım başkalarını kendimden daha çok önemsemek.evet kendimden daha çok düşünüyorum bazen diğerlerini. sorunları çözülene kadar hem de. peki ya ben. düşünen yok beni. yine de şarkımı dinliyor güneşe dogru gülümsüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Empatiye değer verdiğim kadar sempatiye değer vermem. empati sahtelik taşımaz.ama sempatikliğin arkasında bir cani olabilir.empati güzeldir sevelim yaşatalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın ruhunu severim. kadınlar sempatik, komik bulduğu erkeğe güler, masadaki en ciddi herife verir. (kalbisini). o zaman kadınlar sığınmacıdır. doğaya karşı güçsüz olduğu için erkeğin gücüne ihtiyaç duyar. erkekte bunun karşısında ihtiyacı olan şeyi alır. tensel yaşam kaynağı seks. peki ya gülen güldüren adam ne oldu. ve nasıl ki sığınmak bir gereklilikse eğlenmekte gerekliliktir. hayati değildir ama yaşama seni bağlar. güldüren sempatik adam olmalı her masada. gizli saklısı kalmaz sempatikliği içinde. dolayısı ile artık kadın tarafından keşfedilmiş tüm tersanelerine girilmiş olur. ve macera kokmayan bir ormana girecek güç yoktur kadın merakında. gizemliyi oynayana yönelecek ve o ciddi duruş sergileyen adamı seçecek, merak edecektir onu. kadının doğasında vardır meraklı olmak ve zoru sevmek. onun için hemcinslerime manifesto olsun bu düşüncelerim. sakın ola gizemliyi oynamamazlık yapmayın ve komiklik, sempatiklik yaptığınız ölçüde beklentilere girmeyin. sessizce ağlarsınız gecenin bir yarısı yastığın ter kokan kokuları arasında. evet bu paragraf sadece cinsellik üzerine bir bakış oldu aynı masada oturup rol yapanlara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşkın temelinde cinsellik olduğu konusunda çok ısrarcıyımdır. seven insan iktidarsızdır söylemlerine fena kulak tıkarım.ne aşk için iktidarsızlık ne de iktidarsız bir aşk olmalı. birbine dokunmak temelimizde var. dokunmatik bir yapını neresinde cinsellik olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşyalarımın başkası tarafından izinsiz olarak kullanılması nefretleri beynime dogru yolculuk yapmasına sebep oluyor genelde . ama alınacak bir izin gönül adamı rolünü eksiksiz oynamam demektir. paylaşmak güzeldir ama enayi olmamak adında bir ülkenin sınırları vardır. tahammülsüzüm bu konuda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dvdlerim en önemli eşyamdır. ödünç vermem dahi teklif edilemez. evet bencilim bu konuda ama her koleksiyon bencilik koktuğunu da biliyorum. başkasının elinde olmadığı için koleksiyonlar değerlidir. dağılmazlar sağa sola. kartvizt koleksiyonum da var hı hı. ülkemin bir çok sehri ve ilçesine ait koleksiyon.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağlama çalarım yıllardır. ama hep elektro gitar çalmak istedim sahnede. onun acısını hafifletmek için keman aldım. öylece duruyor odamda. nasıl bir dengeleyici olduysa sahip olduklarım ve olmadıklarımla. acıya en iyi eşlik eden kemandı belki. ondan olabilir mi ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fotograf makinemi seviyorum.duygusal bir bağım var onunla. ilk fırsatta değiştirecegim. ben böyle seviyorum işte. bir makinenin hayatıma tümden yada bir çok evresine tanıklık etmesini sevmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitap okumak en güzel faaliyettir. bu faaliyetin etkinlik saatlerini arttırmayı düşünüyorum. çok kitap okuyanları kıskanmıyorum değil ama her seyin aşırısının da zararlı olduguna inanırım . az okumak nasıl bir kısır döngüye sokarsa insanı, aynı zamanda hayattan koparıp seni başka bir evrende yaşatır çok okumak. dengeli oku adamım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fotograf albümlerini çok severim ve bir kişin en çok kişisel evrim geçirme karelerini merak ederim. bir eve misafirliğe gittigimde karşılaşacağım en güzel nesne bir albümdür. bak bu amcam, bu teyzem, soldaki kardeşim, babam da şurdaki. çalıların arkasında nanik yapan da ben. ne güzel bir albüm yarappi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kutsal duygulardan birisi de fotografa bakıp eskiye üzelmek mi yoksa sevinmek mi çelişkisinin dudaklarına yansımasıdır. buruk bir gülümseme beni düşüncelere sevk eder. iyi insan olmanın belirtilerinden biridir bence. öpün sevin onu. sarılın bırakmayın.candır o .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir fotoğrafımda pipili sünnet fotoğrafım yok benim. tepkiliyim anneme babama. albümümde eksik olan fotograflar o döneme ait.o boş döneme maşallah yazdım sonraki sayfaya geçmişim. ilk okul yıllarıma. o yakası hep kopuk üstü başı hep kirli çocukluk yıllarım. okulun en yaramaz kadrosunda birinci ligde oynamak. nice kartlar gördüm bu yıllarda.hiç sarı görmeden, direk kırmızı.en sevdiğim renk kırmızı oldu. ve en çok bir kadının güzel dudagına yakışıyordu kırmızı. O kırmızı dudağı ile o çocukluk yıllarımı öpecek bir kadın evleneceğim kadındır belki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mujizimle yıldızım hiç barışmadı. evrenin genel eğilimlerini derleyip toplayan beynimiz bazı ortak çıkarımlardan kesin sonuçlar elde etmeye çalışmış.kötünün gelme olasılıgı yüzde elli ise iyinin gelme olasılıgı da o kadardır. dolayısı ile iyi göze çarpmaz kötünün çarptıgı kadar. işte biz o kötüye yada aksiliğe mujizim diyoruz. kanunları bile var. belki ilerde dinleri olur. bence böyle düşünmenin tek nedeni sen hata yapana kadar kimse seni dinlemiyordur tespitidir. boş inanışları olanlara duyurulur. pesimistler gibi olmamaya dikkat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sırdaşımın kulaklarına şimdilik bu kadar fısıldama yeter.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4061601608995382860-6413189355355738810?l=enigmasal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://enigmasal.blogspot.com/feeds/6413189355355738810/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://enigmasal.blogspot.com/2010/10/derin-itiraf.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4061601608995382860/posts/default/6413189355355738810'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4061601608995382860/posts/default/6413189355355738810'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://enigmasal.blogspot.com/2010/10/derin-itiraf.html' title='Derin itiraf'/><author><name>enigmasal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15316678453925783858</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXoPasFalY0/Sm92BhslvMI/AAAAAAAAAKc/Bt-RYRfiqp0/S220/DSC_0057.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4061601608995382860.post-2717165858346552539</id><published>2010-10-11T15:24:00.000-07:00</published><updated>2010-10-11T15:25:06.908-07:00</updated><title type='text'>B-itkilerden B-ahsediyordu</title><content type='html'>Yeniden başlamak için vardık cümle başlarında&lt;br /&gt;eşsiz kırık bir ezgi eşliğinde buruk bir edayla istediğinin&lt;br /&gt;tam tersini diliyordun karşındaki diğer canlı bitki tahlili tariflerden ..&lt;br /&gt;Her sabah elinde kahve ile her sabah aynı elinle bir sigara&lt;br /&gt;muhtemelen diğer elinde yine bir kahve,karşında okumakta olduğun melenkolik bir yazı dizisi..bitkilerden bahsediyordu.. canlı bitkilerden..&lt;br /&gt;Kök salmışlıklar aklına geldi .. toprağı sarmak .. suladıkça çoşan o kökler..suyu sevmeliydi önce..ve sende sulamayı ..kıraç bir toprağı ancak azimli bir avuç yola getirirdi.&lt;br /&gt;Halen anlamıyordu ..bitkilerden bahsediyordu.. canlı bitkilerden..&lt;br /&gt;Kahvenin her yudumunda daha da düşünceleri keskinleşiyor ve sigarayı bir o kadar derin çekiyordu artık ..teni üşüyor,düşünceleri donuyor ama halen anlamıyordu ..&lt;br /&gt;bitkilerden bahsediyor...&lt;br /&gt;canlı bitkiler diyordu ..&lt;br /&gt;Yılda bir defa açan intaharı ve doğuşu aynı güne sığdıran kardeleni tarif ediyordu ..&lt;br /&gt;Neden kardelen diyordu?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4061601608995382860-2717165858346552539?l=enigmasal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://enigmasal.blogspot.com/feeds/2717165858346552539/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://enigmasal.blogspot.com/2010/10/b-itkilerden-b-ahsediyordu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4061601608995382860/posts/default/2717165858346552539'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4061601608995382860/posts/default/2717165858346552539'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://enigmasal.blogspot.com/2010/10/b-itkilerden-b-ahsediyordu.html' title='B-itkilerden B-ahsediyordu'/><author><name>enigmasal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15316678453925783858</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXoPasFalY0/Sm92BhslvMI/AAAAAAAAAKc/Bt-RYRfiqp0/S220/DSC_0057.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4061601608995382860.post-5676763531068925636</id><published>2010-10-11T15:16:00.000-07:00</published><updated>2010-10-11T15:19:47.014-07:00</updated><title type='text'>Bilge Adam Olmak</title><content type='html'>Böyle bir adamdan bihaberdim onüc ondört yaşlarına kadar.bu yaşın evveliyatındakiler adamdırlar. Ebat olarak büyüktüler.çocuksu duygularımla o büyüklere pek çok az şey yakıştırırdım..güzel bir eşe sahip bir adama bakınca bu kadın bu adamı nasıl öper düşüncesi beni fikirler mezarlıgında dolaştırırdı.bir mezar düşünün ki sessiz,çıt yok,vakitlerden alacakaranlık,vizyona girecek bir film galası ortamı.. donar kalır,kendine gelemez insan..Demek ki karanlıkta sevişiyorlar ya da her biri kendi aklında ki güzel insanla sevişiyor olabilirdi.başka bir ihtimali düşünmek akıllara abes olacak .çünkü evlendin mi sevişmek zorundasın evladım! sevişilmeyen bir evlilik sanırım kahvede dayak konusu olabilirdi.üstüne yürürler animallah..göz koyarlar canına, cananına, malına..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence bir konuda yazmanın en güzel yanı, başlıga aldanıp ilk paragrafta direk o konudan bahsedilecegimiz beklentisidir.nahh girerim üstüme iyilik sağlık beymatmazel. Ben hep sonraların adamıyım.sondaki durak en güvendiğimiz duraktır biz farkında olmasak bile..sonradan gelmek güzeldir mesela..asildir...kazanandır hep..erken gelenlere çözüm önerilerim yok..elinden! geleni yapsınlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kaba adam hep ciddi idi.gülse içten degil, ağlasa erkekten degildi..agzı ile kuş tutsalar yakışmıyordu hiçbir şey.elinde hep poşetler vardı eve dönerken..planlar vardı köşeyi dönek bakımından çöplerinde..geçim derdinden belki,ya da kutsal görev-üreme-.çocukca bir duygunun eseri yoktu onlarda..çok param olunca dükkandaki tüm çikolataları alcam çatlayana kadar yiycem fikrime bir gün biri katılmadı..ilginç bile bulmadılar..nasıl insanlardı bunlar..çikolata sevilmez mi..hem şekerli yani.biber yiyelim desem kabul etcem.zorladım derdim..adam benim yüzümden tuvaletlerden götü acıyarak çıkıyor derdim.benim de vicdanım,muhakeme yapan küçük hakimlerim var kafamda..kafadar biri ile kafakafaya verdiğimi düşünemiyorum.ahim oluştururuz.biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat ayrıntılarda gizli,fark edebildigimiz kadar vardık,şeytan ayrıntıda gizlidir gibi düşüncelerle büyüdükçe anladım ki hayatın yorgunlugu onların sırtına bindikçe, çocukluk duygularından uzaklaşıyorlardı..ne hüzün ne hüzün anlatamam.evet bu aslında bir cinayet gibi bir şey.tanrı bizi yaratırken, çocukluk duygularını bir kenara bıraksınlar diye yaratmamıştır belki.tümden çocuk olmamız gerekiyor belki!Bunca savaş,çıkar ilişkileri,kandırmacalar,riyakarlıklar..&lt;br /&gt;insanın temel mayasında olmayan duyguların türemesi,sapkınlıklar daha neler neler acun bey!..hepsi büyüdügümüzden oldu.ne zaman büyüdük büyütüldük o zaman sıçtık işte ey halkım.!.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çocukça bakmak salaklık degildir.saflıktır bakirdir o .bozulmamıştır henüz..pençelerinize düşmemiştir henüz..küçüktük hani, büyütme ile görevliydi hayat.. sündürecek seni,bolaltacak,seni yalancı bir çocuk dili ile kandıracak, o duygularla uvunasın diye –pen gidom,teni seviom – gibi özlemlerin gürül gürül aktıgı bir ruh hali ile donatacaklar dilleri ile seni..'çocukça konuşmak'..karşımızdakine saf görünmek dürtüsü olabilir.tertemizim gibisine..çocuklar gibi .çocuk gibi konuşuyorum hani benden iyisi yok avuntusu..e tabi bunlar idda makamının suçlamaları.araştırılması için size havale ediyorum sayın yürü üyeleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beşinci (sanmıyorum!) parafta artık büyüme vakti gemişti tabiî ki.tam bir ergendim artık ..bir genç kızı suya götürüp susuz getirebilme kabiliyetnin yeni cereyan ettigi zamanlardır kanaatimce..&lt;br /&gt;Çünkü beraber oruç tutardık onunla.ve suya beraber gider susuz gelirdik.fesatsınız işte.dogaldı yani.nasıl yazıldıysa kaderimize,alnımıza;birebir devam ediyordu.ergenlik cagı bildiğiniz gibi Avrupa ile asya arasında kalmak gibi bir şeydi.köprüde insanların bulunması yasak mesela.orda insan oldugunda ya intahar eder ya da tamirat filan vardır.ne işi var insanların hele orda.bayram degil seyran degil.maraton koşusu filan sanmıyorum ıh ıh.bizim ergen çocuk köprünün ortasında hiçbir müdahalede bulunulmadan öylece duruyor.iki arada bir derede.asya mı Avrupa mı?&lt;br /&gt;Benzetmek gibi olmasın ama yani -eşşege ne su ne de yemek vermişler.günlerce ne su ne yemek vermişler..sonra nasıl insafa gelmişlerse bilemiycem artık ikisini birden önüne koymuşlar aynı anda.sagda su,solda yemek.karar vermemiş hangisinden başlayacagına.ölmüş rahmetli.iyi degildir arada kalmak.onun dünyasında olmaz bu.taraf seçmek zorundasınız.ergenlik böyle bir sorunsalken duyguların düşüncelerin zigot olmaktan cenin olmaya dogru gitmektedir.büyümektesin anavatanında!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adamlara bakınca kendini görürsün.eskisinden daha da bir az gülersin gibi.daha çok düşünür edersin.çikolataların yerini artık farklı seyler almıştır.dostluk nedir arkadaşlık nedir anlamlarını yaşayarak tadarak kazıklanarak belki iyice ögrenmeye başlarsın.sonra o adamları iyi anlarsın..onlardan olmak korkun,üstüne çökmüş bir sis gibi kalkar üzerinden..tatata tammm..hayatın ta kendisi hoş geldiniz..bilgi düzeyin artmaya başlar.. kafan kavramlarla dolar taşar.çocukça düşüncelerini beyninden avuşlarınla alır,çöplerine doldurursun onları..artık maça başlamışsındır. Karsındakine kendini ele vermedigin sürece başarılısındır .ağlanacak haline gülmelisin yada tam tersi.bazen sol dene sagdan vur mesela.böbreklerine dogru calış arada sırada.vur vur nefesssiz bırak onu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kurtlar sofrasındasındır.insan insanın kurdudur felsefesini okursun bir süre.radyoda hepmiz kardeşizzz, bu üfke ne diye-ye-ye sözlerinden oluşan cızırtılı bir türkü çalmaktadır mesela.zorlarsan hatırlarsın eminim dün gibi.zaman hızlı be birader.mavi hapı içmeliydim kesinlikle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilge adam olursun artık. Her seyi bilmen gerek . her konuda yaratıcı ve uyumlu bir eleman olmalısın artık.artık bir konuda uzaman olmak yetmiyor hemen yanında başka bir uzaman bitiyor.dolayısı ile o uzmanı egale etmek patronun gözüne girmek için daha da çok bilge olmak zorundasın.onların bildigi bilgelik kariyer adı altında sana kırmızı hapı yutturmalarından başka bir sey degil.gözlerin kan canagına döner.görünmeyen bir kandır o .görünmemek göstermemek başarıdır bilirsin işte yeni dünyanda.ama intikam dolusundur.en yakın ekip arkadaşını bir kaşık suda degil, bir damla suda bogma planların vardır.gness rekorlar kitabından edecegin ek gelirden de hiç bahsetmezsin yani.bir damla su ve insan.iyi bir fikirdi.bir yudum insan vardı mesela..&lt;br /&gt;insan kaynaklarında cv denilen insanın canavarlaşma deneyimleri yazar.uyumlu çalışma özelliiginden dem vuran kahramanımız,savaş alanında gayete içten pazarlıkçıdır.egale edecektir onu merak etmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insan kaynakları departmanını çok salakça buluyorum ve insanlıga hakaret olarak kabul ediyorum.sınıflandırıyorlar tartıyorlar ölçüp biçiyorlar içinde bir gram duygu olmadan.insan ruhunun bile 21 gram oldugu varsayımı ispatlanacak evreye bile gelmişler.ama insanın ruhundan bi haberler insan kaynakları.ben o kaynaklara gidip bir kilo insan versene derim yani..öyle çünkü .parası ne ise veririm arkadaşımmm!öldü mü insanlık yani.üstüme insanlık saglık.!.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilge adam düşündü düşündü artık büyüdü.ferrarisini sattı!!bizimki büyüdü büyüdü gökyüzünden süzülerek düzen bir balona zıplayıp vurası vardı ama elbisesinin ütüsü bozulabilirdi.öyle öğrendi.ögretildi..o bilge adam şöyle buyuruyordu zerdüşt edasında - insanın içinde her gücün bulundugunu ama o güçleri ancak şok ederek çıkartabilecegimizi söylüyordu.sokrates kokuyordu sözler.yaşadıkça her gün şok oluyordu ama bilgeleşiyordu bilge.bilge oluyordu.bilge adam oluyordu..ülkeyi yönetiyordu,bazen bir fabrikayı,bir okulu,bir akademiyi,bir sınıfı bir aileyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgeydi o; büyümüştü.&lt;br /&gt;Çocuktu o küçükmüştü,ölmüştü.&lt;br /&gt;hayat benjamin degildi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4061601608995382860-5676763531068925636?l=enigmasal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://enigmasal.blogspot.com/feeds/5676763531068925636/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://enigmasal.blogspot.com/2010/10/bilge-adam-olmak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4061601608995382860/posts/default/5676763531068925636'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4061601608995382860/posts/default/5676763531068925636'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://enigmasal.blogspot.com/2010/10/bilge-adam-olmak.html' title='Bilge Adam Olmak'/><author><name>enigmasal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15316678453925783858</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXoPasFalY0/Sm92BhslvMI/AAAAAAAAAKc/Bt-RYRfiqp0/S220/DSC_0057.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4061601608995382860.post-5501139443874849865</id><published>2009-02-26T00:17:00.000-08:00</published><updated>2009-02-26T00:38:12.366-08:00</updated><title type='text'>yazmak ne garip !</title><content type='html'>çok düşünmüşümdür bunun üzerinde. yazmak gibisi var mıdır yok mudur diye.ama sanırım benim için yazmak değilde okumak daha uygun ve hoşuma giden bişey..şimdi tutup felsefesi için didinmiş descartes  gibi yazıyorum o halde varım gibisine bir teori ortaya atabilir miyiz bilemem. ama ölülerin yazı yazamadıgı kesin...(kendini ölü sayan o ibne ruhlardan bahsetmiyorum.onlar bu yazımdan muhaflar..onları hatta bu yazımı okuma zahmetine maruz bırakmam istemem.bi daha bulamayacakları yaşamı ölü gibi yaşamak . zaten bol  vaktin olcak senin yeterince tabutunda.yada şunu gerekliliği ne ise öle yap değil mi git anlaş bir mezarçı ile öl git kutulalım bizim içimizi neden karartıyorsun demi duygusal o acip bakışlı tepeden  foto ceken kaldırımda poposu üşütesice bi,linçsiz cahel gençlik üyesi..hay allam yazının unucunu kaçırdım  bak yazdıgım şeylere. ne de güzel şeyler yazacaktım bu gün  ciddi ciddi takılcaktım güya..güya kelimesine aceip kıllanıyorum ya hadi neyse..)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu ilginç tespit ve örneklemeden sonra derim ki; yazmak,düşüncenin ortaklaşma çabasına davetidir.yani yazıyorum eh ahali sizde aynı duyguları paylaşıyorsanız ne mutlu o zaman ben deli değilim gibi bir şey bu..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4061601608995382860-5501139443874849865?l=enigmasal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://enigmasal.blogspot.com/feeds/5501139443874849865/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://enigmasal.blogspot.com/2009/02/yazmak-ne-garip.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4061601608995382860/posts/default/5501139443874849865'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4061601608995382860/posts/default/5501139443874849865'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://enigmasal.blogspot.com/2009/02/yazmak-ne-garip.html' title='yazmak ne garip !'/><author><name>enigmasal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15316678453925783858</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXoPasFalY0/Sm92BhslvMI/AAAAAAAAAKc/Bt-RYRfiqp0/S220/DSC_0057.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
